Fethiye Kaş Kalkan Likya Turu

1.GÜN
23:00 Kızılay Atatürk Bulvarı No :81 Önünden hareket ediyoruz.belirlene diğer duraklardan misafirlerimizi alarak 1 haftalık kültür ve deniz turumuza başlamış bulunuyoruz.gece yolculuğumuzun ilk saatlerinde rehberimiz bölge hakkında ve tur seyriyle ilgili genel bir bilgi veriyor… bölgeye özgü türküler eşliğince yolculuğumuz devam ediyor…

2.GÜN
Ölüdeniz, Saklıkent, Tlos Antik Kenti, Yakapark, Belecekız Koyu,Yüzme Molası, Yamaç Paraşütü

FETHİYE

Fethiye, Muğla ilinin 13 ilçesinden birisi ve ilçenin yönetim merkezi olan şehir.

Kentin eski adı Meğri’dir. Bu adın, Rumların “uzak diyar” anlamına gelen Makri adlandırmasından türediği düşünülmektedir.

Özellikle turizm açısından gelişmiştir. 2014 yılındaki nüfusu 140,509’dur. Muğla’nın en büyük ilçesi ve Muğla merkezde dahil olmak üzere en büyük yüzölçümüne ve yerleşim alanına sahip ilçedir. Nüfus yoğunluğu açısından da Muğla merkez ve diğer ilçelerden büyüktür.

SAKLIKENT
Saklıkent-Kanyonu
Saklıkent Kanyonu, Antalya-Muğla sınırını çizen Eşen Çayının kolu olan Karaçay’ın oluşturduğu kanyondur. Suyun kolayca aşıdırabileceği Kalkerli arazide fay çatlaklarınında yardımıyla sarp ve derin bir kanyon oluşmuştur.Uzunluğu 18 km , yüksekliği 200 m’dir. En dar yeri 2 metreye kadar düşer. Eşen Çayının bir kolu olan Karaçayın debisi Kanyon çıkışında 14-17 m³/sn’dir.

Kanyonun tabanı şiddetli akan suyla dolu olduğundan, su içinden geçmek imkansızdır.Giriş kanyonun dik yamaçlarına demir çubuklarla tutturulan 200 metrelik tahta bir köprüyle yapılabilmektedir. Köprüden sonrasında oldukca soğuk olan güçlü Karstik kaynaklar bulunur. Yaz mevsiminde Fethiyelilerin piknik yeri olarak kullandığı alana yılda 180-210 bin turist gelir.

Kanyonun çevresinde 06.06.1996 tarihli Resmi Gazeteyle Saklıkent Milli Parkı ilan edilerek korumaya alınmıştır. 12.390 hektarlık milli park alanında Kaş ve Fethiyenin üçer köyü yer alır. Alanda görülen bitki topluluklarını yüksekliğe göre Maki, Kızılçam, Karaçam ve Sedir toplulukları oluşturur..

Akıntı çok şiddetlidir ve soğuk su akar. Antalya’nın batısında Patara’dan Kınık istikametine devam ederken Saklıkent sapağından 16km. Ksantos antik şehrine çok yakındır.

Kanyonun keşfi ise çok yakın bir tarihe dayanmaktadır. Rivayetlere göre bir çobanın keçisini buraya kaçırması sonucunda keçisinin peşinden gitmesiyle keşfettiği kanyon, çevre yerleşkelerde merak konusu olur. Çobanın burayı bildirmesinin ardından Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Saklıkent’i Milli Park ilan etmesinden sonra, özel firmalarında da desteği ile Saklıkent bugünkü halini alır

ÖLÜDENİZ

ÖLÜ DENİZ

Ölüdeniz, Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında Dünya’nın en güzel kumsalı seçilmiştir

Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ’da “Uzak Diyar” olarak tanınır, Anadolu’nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası’da bulunur. Türkiye’de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir.

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir.

Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.

3.GÜN:
12 Adalar Tam Gün Mavi Yolculuk Tekne Turu, Yüzme Molaları, Ada Gezileri

12 ADALAR

12 ADALAR

Oniki ada ismini, Osmanlı Devleti’nın gayrimüslim bölgelerde uyguladığı yönetim şeklinden almıştır. 12’li denen bu sisteme göre her on hane birer temsilci çıkarır, bu temsilciler de aralarından bölgeyi yönetecek “12 kişilik bir ihtiyar heyeti” seçerdi. Türkçe”Oniki Ada” ismi ilk önce Yunanca’ya daha sonra birebir çevirilerek diğer batı dillerine girmiştir.

“Oniki Ada” denilen adalar grubunda, isminin çağrıştırdığı gibi 12 adet ada yoktur. Sadece büyük olanları sayarsanız 14 ada, büyüklü küçüklü hepsini sayarsanız 20’den fazla ada ve adacık vardır. Buradaki 12 sayısı adaların sayısı değil, “12 üyeli meclisle yönetilen adalar” anlamındadır.

Osmanlılarda ise; önceleri “Ege Adaları” denilmiş, sonra ise Cezayir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz Adaları)” ve “Cezair-i isna aşer” denilmiştir. Daha sonra yönetim vilayeti olan Akdeniz Adaları, Sisam ve Sakız adası gibi Oniki Ada’nın dışında kalan adaları da içine almaktaydı.

Oniki Ada kelimesi, sadece on iki adayı hatırlatmasına rağmen; bu ad, güney Ege’de ada görünümündeki çok sayıda adalar grubunu işaret etmekte ve güney Ege kıyılarındaki irili ufaklı 20’den fazla adayı ifade etmektedir. Bunlara “Güney Sporat adaları”, “Güney Sporatlar” denilmektedir. Ayrıca her adanın ismi vardır.

Türkler bu adların bazılarını Türkçenin hançeresine uydurmuş, bazılarına ise Türkçe isimler vermişlerdir. Rodos ismi olduğu gibi kalmış; Kasos, Kaşot olmuş;Karpethos, Kerpe; Aliminya, Limoniye; Simi, Sömbeki; Tilos, İlyaki; Nisiros, İncirli; Mandraki, Yalı; Kos, İstanköy; Astropalya, Koçbaba; Kalimnos, Kilimli; Kharki, Herke olmuş; Patmos, Meis, Chalke, Lipos, Leros ise olduğu gibi söylenmiştir.

Avrupa kaynaklarında ise, söz konusu adalar grubu için “Güney Sporatlar Adaları” veya “Güney Sporatlar” ifadeleri kullanılmıştır.

“Oniki Ada” tabiri, Yunanlar tarafından, Balkan Savaşı öncesinde, adaların İtalyanlar tarafından işgalinden sonra kullanılmıştır.

4. GÜN

Kalkan, Xanthos Antik Kenti, Patara Plajı, Yüzme Molası, Fethiye Merkez

KALKAN

Kalkan, Antalya’nın batısında, Kaş’a bağlı turistik bir beldedir.

Günümüzden yaklaşık 3000 yıl önceki Likya Uygarlığı’nın yaşadığı ve sayısız kentler kurulmuş Antalya ile Fethiye arasındaki topraklarda bulunan Kalkan ve çevresinde bu döneme dair şehir kalıntısı veya yerleşim görülmemektedir. Kalkan bundan 150 – 200 sene önce yakınında bulunan Meis isimli Yunan adasından gelen tüccarlar tarafından kurulduğuna inanılır. Tarih boyunca güvenilir bir liman olması, Elmalı-Gömbe-Bezirgan yörelerinden gelen tarım ve orman ürünlerinin pazarlandığı ve yüklendiği bir liman olarak önemini korumuş, ama 1970’li yıllardan sonra Antalya karayolunun açılmasıyle deniz ticaretini zayıflayarak hemen hemen sonlanmısdır.

Uzun yıllar ulaşım zorluğunun da etkisiyle çevre ilçeler gibi canlılık kazanamamış ve kendini korumuştur. Son yıllarda özellikle İngiliz turistler tarafından keşfedilmiştir. İngilizler’in başı çektiği yoğun bir yabancı nüfusu bugün Kalkan’a yerleşmiş durumdadır. Bu hızlı gelişmeye rağmen, [Kalkan]’ın sırtını yasladığı dağlara doğru yayılan kentin eski dokusunun bulunduğu bölüm korunabilmiştir.

Belde içindeki deniz taşlıktır ama 13 km uzaklıktaki Patara’daki plaj sığ denizi kumsalı ile bir alternatif oluşturur. Kalkan koyu mavi bayrak ödülü almaya hak kazanan temizlik ve güzelliktedir.

Beyaz duvarlı evleriyle meşhur Kalkan, 1920’li yıllara kadar Kalamaki adıyla anılan eski bir Rum balıkçı köyüdür. O zamandan geriye kalan köyün kilisesi bugün cami olarak kullanılmaktadır.

Kalkan koyunun açıklarında, üzerinde yerleşim olmayan Çata Adası bulunuyor.

 

kalkan

 

 

 

kalkan3

 

5.GÜN

Kelebekler Vadisi Tam Gün Mavi Yolculuk Tekne Turu, Yüzme Molaları, Koylar, Adalar, Rum Köyü Kayaköy

KELEBEKLER VADİSİ

Kelebekler Vadisi, Muğla ili, Fethiye ilçesi Ölüdeniz belde sınırları içerisinde bulunan doğal bir hazinedir. Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995’de 1. derecede doğal Sit ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır. 350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80’den fazla kelebek türünden ve özelliklekaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya köyünde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi’nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz’e ulaşır.

Kelebekler Vadisi’nin özgün coğrafi yapısı, bitey ve direyi bilim çevrelerinin, özellikle botanikçilerin ve entomologlarıninceleme ve laboratuvar çalışmalarına konu olmakta; ulusal ve uluslararası çevre örgütlerinin ve ekolojik oluşumların dikkatini çekmektedir.

Kelebekler Vadisi’ne ulaşım Ölüdeniz’den kalkan teknelerle sağlanır. Faralya (Uzunyurt) köyünden bir patika Vadi’ye ulaşır; fakat ipli tırmanış rotaları ve değişken yüzeyi nedeniyle, bir rehber eşliğinde yapılmalıdır.

Kelebekler Vadisi’nde doğal yaşamı korumak ve bunun için gereken önlemleri alarak projeleri hayata geçirmek amacıyla bir tesis meydana getirilmiştir. Ziyaretçilere çadır ve ağaç evlerde konaklama imkânları sunan işletme günlük 500 konuk kapasitesine sahiptir ve Kelebekler Vadisi’nin 100 dönümlük arazisi üzerinde ekolojik tarım yapmanın yanı sıra; arıtma, deniz temizliği ve temiz enerji hususlarında projeler gerçekleştirmektedir.

KelebekVadisi

6.GÜN:

Kekova Adası Tam Gün Mavi Yolculuk Tekne Turu, Yüzme Molaları, Batık Şehir, Simena, KAŞ

KAŞ

Kaş’ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır. Bunlar irili ufaklı antik yerleşimlerdir. Örneğin Tüse Köyü’nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük bir yerleşme bulunur.
Kalkan ve Gelemiş Köyü’nde son yıllarda turizm, hızlı bir şekilde gelişmektedir. Bu nedenle turistik tesislerin sayısı hızla artmaktadır. Kaş özellikle dalgıç turizmi bakımında ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir.

Meis Adası’na en yakın noktayı oluşturan Kaş’ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası üzerinde yakın zamanda yapılan oteller bulunur. Kaş’ın içinde Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı ve Akçagerme Plajı’nda denize girmek mümkündür. Ayrıca kayıkla Limanağzı plajı’na gidilebilir.

Kaş’ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş’a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır.

Kaş’ta artan turizm faaliyetleriyle birlikte, trekking, dağcılık, rafting gibi doğa sporları da gelişmektedir. Gömbe’deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalesi turist çeken doğa alanlarındandır. Akdağ’ın dibinde bulunan 1220 rakımlı bir yayla kasabası olan Gömbe Kaş’tan 65 km uzaklıktadır. 3015 m. yüksekliğindeki Akdağ ise Batı Toroslar’da Kızlar Sivrisi’nden sonra en yüksek zirvesidir.[kaynak belirtilmeli]

Gömbe’de Komba antik kenti ve buradan 13 km. uzaklıkta Nisa antik kenti vardır. Ayrıca Kaş içinde Kandyba antik kenti vardır. Kaş’a 12 km uzaklıkta Phellos antik kenti bulunur.

7. GÜN 

Demre, Kaputaş Plajı, Noel Baba, Myra Antik Kenti, Dönüş Yolculuğu

Myra (Demre) her zaman Likya’nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler MÖ 3. yüzyıl tarihlenir. Fakat şehrin en azından MÖ 5. yüzyıl da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Sen Pol Roma’ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6. yüzyıl da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra’da St. Nicholaus IV. yüzyıl başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur. Bu bakımdan Demre Hıristiyan Dünyasının her bakımdan ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık’ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir. Myra gibi önemli bir şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların birçoğunu bugün Demre’de göremiyoruz. Likya’nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün ayaktadır ve bu aynı zamanda Likya’nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro tepeye yaslanmıştır. Bugün bile bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır.

Myra metropoli muhtelif tip Likya mezarlarını önemli örneklerini ihtiva etmektedir. Tiyatro doğu ve batı metropoli diye ikiye ayrılmış ve Myra’nın arkasında yükselen kayalık, tepede kurulmuştur. Kayalar oyularak mezarlar kabartma ve yazılarla süslenmiştir. Başka önemli bir kalıntı St. Nicholaus kilisesidir. Kilise bugün 7 m. toprak seviyesinin altındadır. St. Nicholaus kemikleri kilise içindeki mermer bir mezarda bulunuyordu. Fakat bazı kemikler İtalyanlar tarafından çalınmış ve Bari’ye kaçırılmıştır. Bir Rus Prensi 1862 yılında Kiliseyi restore ettirmiş olup, St. Nicholaus Rusya’da çok kutsal sayılmaktadır. Ruslar bir kilise çanı ilave ederek kubbeyi bir ilaç tonozu ile değiştirmişlerdir. St.Nicholaus çocukları, gemicilerin ve ağır işlerde çalışan işçilerin koruyucu azizidir. Bilindiği üzere de bütün Dünya çocuklarının Noel Babasıdır.

İlk defa 1904 yılında Eynihal adıyla köy statüsüne kavuşan Demre; 6 Haziran 1968 yılında 4 köyün birleşmesiyle Belediyelik; 4 Temmuz 1987 günü Kale adıyla ilçe olmuştur. İlçe 2005 yılında Demre adını almıştır.demre

Post Author: vesturizm

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir